Merhapa misafir kişi ( Giriş | Kayıt Olayım )

Puan 0
İnanç Dünyam



La-Tahzen / Üzülme

Çünkü hüzün, düşmanı sevindirir, dostunu üzer, haset edenin diline düşürür.


La-Tahzen / Üzülme

Çünkü hüzün, kaybolanı geri getirmez, öleni diriltmez, kaderi değiştirmez, hiçbir fayda getirmez.

La-Tahzen / Üzülme

Çünkü hüzün sinirleri yıpratır, kalbini yorar, gecelerini mahveder.

La-Tahzen / Üzülme

Eğer günah işlediysen tövbe et, istiğfarda bulun, yanlış yaptıysan düzelt, O'nun rahmeti sonsuz, kapısı hep açıktır.

La-Tahzen / Üzülme

Kaybettiğin şey için üzülme çünkü daha pek çok nimetlere sahipsin. Allah'ın sana bahşettiği diğer nimetleri düşün ve şükret. Allah Teala, "Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız buna güç yetiremezsiniz" buyurmuyor mu?

La-Tahzen / Üzülme

Ehli batılın sözlerinden dolayı üzülme, onların tenkitlerine sabrettiğin sürece mükafatlandırılacağını unutma.

La-Tahzen / Üzülme

İnsanlara ihsanda bulunduğun sürece üzülme. Çünkü mutluluğun yolu insanlara ihsanda bulunmaktan geçer.

La-Tahzen / Üzülme

Çünkü iyiliğin mükafatı on mislinden yedi yüz misline, kötülüğün karşılığı ise sadece mislince

La Tahzen / Üzülme

Dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır; dünya, bugün var yarın yok, imtihan dünyasıdır.

La Tahzen / Üzülme

Hakk'ın rızâsına uygun düşen belâ, kulun sevgisini artırır.

La Tahzen / Üzülme

Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir. (Hz. Ali r.a.)

La Tahzen / Üzülme

İnsanlar, başlarına gelen belâ ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kıyas etselerdi, şüphesiz belâların bazısını âfiyet kabul ederlerdi.


La- Tahzen / Üzülme

Karşı karşıya kalabileceğin muhtemel bir musibet için en kötü ihtimal ne olabilir sorusunu kendine sor. Sonra bu muhtemel sonuca kendini alıştır, ona tahammül etme konusunda kendine telkinde bulun. "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" ayetini tedebbür ederek bu hali sakin bir şekilde iyimser bir tabloya dönüştürmeye bak.

La- Tahzen / Üzülme

- Şunu unutma yaşadığın günün sınırları içinde yaşamazsan sıkıntı ve kaygıların artacak demektir. Biraz daha açarsak; Sabaha çıktıktan sonra artık akşamı bekleme, akşama kavuşunca da sabahı bekleme. Ne maziye takıl kal ne de gelecek kaygısı içinde ol. Yani ânı yaşa.

La- Tahzen / Üzülme

- �İnne maal usri yüsran / Her zorlukla birlikte kolaylık vardır.� Yani kolaylık zorluğun içinde saklıdır!.. Bir başka ifade ile; kolaylık; zorluk zannettiğimiz şeyin taa kendisidir!..

La- Tahzen / Üzülme

Günün Getirdikleri











Gereksiz Bilgiler


Dünyanın En Büyük Çiçeği

Kayıtlara göre dünyanın en büyük çiçeği olarak bilinen ve çok nadir bulunan Rafflesia'nın ömrü sadece 2 hafta.
Tohumu olmayan çiçek, ağaçların kökleri üzerinde parazit olarak yeterli ısı ve suyu bulunca oluşuyor. Bu yüzden çiçeğin görülmesi oldukça zor.
Khao Sok yağmur ormanında çiçeği göstermek için her gün turistlere rehberlik yapan Cammon Noo, şu bilgileri verdi:
"Bu bölgede Rafflesia yılda sadece Ocak sonundan Şubat ortasına kadar görülebiliyor. Ve her yıl farklı yerlerde ortaya çıkıyor.
Onları turistlere gösterebilmek için bütün dağı dolaşıyorum ve nerelerde olduklarını not alıyorum. Bugün görebildiğimiz çiçeğin yerinde bir hafta sonra ne yazık ki sadece yaprak çürükleri kalıyor. Daha sonra Rafflesia'yı görmek için ormanın başka yerlerini dolaşmak gerekiyor."



İlgİ Çekenler
Herkes Hayranmış Bende Hayran Oldum thumbsup.gif (Tıkla)


Ayrılık kolay mı senin yanında?


1 kişi şuan burada
1 misafir
0 üye
0 gizli şey

Entries on 18/11/2008

 | Kategori: Özlem
entry 18 11 2008, 10:40






Üzme Yüreğini Üşürüm





Üzme yüreğini üşürüm;

Sen ki kıyamazsın bana,

Ben ki üzülen yüreğinde zindan hayatını yaşarım gecelerce.

Her ne sebep olursa olsun üzme yüreğini yada üşütme beni.

Sen kıyamazsın bana ;

Üşüdüğümü duysan kendini ateşlere atarsın belki, yanıp yanıp beni ısıtmak için.

Üzme yüreğini; eririm sensiz sokaklarını arşınladığım bu diyar-ı İstanbul da.

Emniyeti sonsuz olana emanet edip, gözüme son bakışını nakışladığın bu diyarda eririm üzülürsen.

Üzme yüreğini üşürüm, üşüdükçe dua ile ısınsam da, duama duanı katmadan sevindiremeyiz melekleri ruhum.

Çünkü onlar aşığın duasını maşuğunkine harmanlamadan mutlu olamazlar ki.

Sen bana “-Üzülme sen, ben dertlenirim.” dediğinde Efendim(s.a.v) gelir aklıma, sen ki ondan hal almaya talip güzel insan, eşinin derdiyle

dertlenen Hatice’n olmak benim gaye-i hayalim bilmez misin ?

Biz tek yürekmiyiz ki sen yanarken ben yanmayayım,

senin yüreğin savrulurken ben üşümeyeyim?!

Üzme yüreğini üşürüm canımın canı, sen bana kıyamazsın, kıyma ki üzülme,

Sen ki kıymetlimsin, cennetim, ahiret yoldaşım dünya da şifa tiryakımsın benim,

Ya üzme, yada beraber üzülme fırsatı ver bana, daha doğrusu ağlayıp ağlayıp sönelim beraber;

diye zikredilmez sadece bilirsin, “ “ diye ağlanır birde yâr dediğin cânanın ile;

Üşümemi istemiyorsan “” deyip ağlayalım seninle, O ki yalnız bırakmaz bizi;

O ki üşütmez O’na müştâk bir olmuş yüreklerimizi,

Üzülme emi mavi hayalim, üzülmek ‘ın var ettiği bir “duygucuk” ama benim derdim tek başına üzülmen,

Üzme “kendini”, üzüleceksek beraber yanalım, beraber üşüyüp duayla ısınalım,

Teslim olalım, ” aşkı bize teslim edene”

Üşümeyeyim ben, çift kanalı tek yüreğimizle takdiri sabır ile buyur edelim hanemize.

Cennete merdiven inşa etmeye çabaladığımız yürek hanelerimize aşk ile sabır büyütelim .

Üzme yüreğini üşürüm.

 
« Önceki yazı · KORCAN ve YAŞAM · Sonraki yazı »
 
Günün Köşeli Yazısı





Şarkul Evsat Gazetesi
Amir TAHERİ
02.11.2008


Amerika'nın Sonu Mu?


Global strateji ile ilgilenen politik ve akademik çevrelerde, her dönem, spesifik bir konuyu beraberinde getirir. Bugünlerdeki konu ise, “Amerika sonrası(post-Amerika) dünya” ile ilgili… Bu ayın başında, Dünya Politika Forumu’nda iki düzineden fazla ülkeden gelen başkan ve başbakanların konuşmalarında her defasında aynı şeyleri duyduk.

Rusya Devlet Başkanı Dmitry Anatolyevich Medvedev, Amerika’nın hâkimiyetinin sona erdiğini söylerken dudaklarını yalıyordu.

Kenya Başbakanı Raila Odinga da, aynı konu ile ilgili düşüncelerini belirtirken son derece neşeli görünüyordu ve Odinga, yarım Kenyalı ‘kuzeni’ Barack Obama’nın Amerikan Başkanı olarak, Amerika’nın daha ılımlı bir modele adapte olmasına yardımcı olacağına dair ümitlerini dile getirdi.

Eski Fransa Dışişleri Bakanı Hubert Verdine bile son derece enerjikti: “Amerikan ‘süper gücü’ yolun sonuna geldi”.

Yazın, İran da, her ne kadar daha saldırgan tonda olsa da, bu konu ile ilgili uluslar arası bir konferansa ev sahipliği yaptı. Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, “Amerika’nın olmadığı bir dünya’nın doğuşunu” ilan etti. Geçen hafta İspanya Dışişleri Bakanı Miguel-Angel Moratinos, aynı konuyu yaymak üzere yola çıktı: “Tek kutuplu, yani Amerika önderliğindeki dünya sona doğru yaklaşıyor”.

Hemen hemen aynı vakitlerde, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve Fransa eski Başbakanı Lionel Jospin önderliğindeki üst düzey yetkililerden oluşan bir grup, her ne kadar İranlı insanların çektikleri sıkıntılara sessiz kalsalar da, Tahran’da bir nebze de olsa kendi Amerikan eleştirilerini yapıyorlardı. Annan, özellikle Humeyni’nin takipçisi ev sahiplerinin düşüncelerini onaylayan güzel sözler sarf ederek, dünyada yanlış giden veya gitme ihtimali olan her şeyden Amerika’yı sorumlu tuttu. Tabii ki, herhangi bir kimse, Amerika’nın haksızlığa imza atan insanlarına karşı dünyanın geri kalanını harekete geçirme kabiliyetine sahip iken, BM Genel Sekreteri olduğu dönemde Annan’ın neden bu sözlerin hiçbirini sarf etmediğini merak edebilir.

Bir çivi darbesi ile çekiçlemek için, bu yıl Nobel Akademisi, Amerika’yı mümkün olduğunca yok sayma kararı aldı. Akademi sözcüsü, Avrupalılara coşku dolu övgülerde bulunarak, Amerikan edebiyatının merkezi bir rol oynadığı önermesini bertaraf etmiş oldu. Bu yıl, Amerikalılar, 1950 yılından bu yana aldıkları en az ödülü aldılar. Nobel kararının tek bir istisnası, ekonomi alanında, George Bush’un altındaki Amerikan çöküşünün destekçisi olarak kariyer sağlayan The New York Times Gazetesi yazarı Paul Krugman’a ödül verme teklifinde bulunulması>

Bununla birlikte, “Amerika’nın sonu” konusu, ıslah olmamış KGB karakterleri, Batılı solcular ve Humeyni taraftarları gibi sadece bilinen zanlılarla sınırlı değildir. Bu konu, birçok Amerikalı entelektüelin konuştuğu popüler bir konudur. Aslında, ben, daha önce moda olan anti-Amerikancılığın diğer ülkelere ihraç edilmeden önce Amerika’da keşfedildiği gibi, bu konunun da ilk önce Amerika’da ortaya çıktığından kuşkulanıyorum.

New York’taki kitapçılara son birkaç günde yaptığımız ziyaretlerde, ‘Amerika ile sağlanan barış(pax-Americana)’ın artık sona erdiğini ve Birleşik Devletler’in Avrupa tarzı sosyal demokrat yumuşak bir güce dönüşeceğini aktaran yarım düzine başlık ile karşılaştık. Amerikan televizyonları, tamamen, varsayılan başkan Obama’nın Bush’un hatalarını nasıl düzelteceğini ve Amerikan dış politikasının belirlenmemiş müttefiklere ve hatta daha da belirlenmemiş ‘uluslar arası topluluğa’ nasıl bağlanacağını aktaran haber başlıklarından konuşuyorlar.

Pekâlâ, bu durum, gerçekten Ahmedinejad’ın ‘günbatımı gücü’ olarak nitelendirdiği Amerika’nın sonunun başlangıcı mı?

Bu, olması zorunlu bir şey değil.

Başlangıçta, her ne kadar tüm kamuoyu yoklamaları Obama’nın zaferine işaret etse de, Amerikalıların Obama’yı seçeceği kesin bir şey değildir. Fakat, eğer Obama seçilirse, 30 yıl önce Jimmy Carter’in başkanlığı sırasında olduğu gibi, Amerika’nın darbelerin etkisini yok edemeyeceğine inanmak için herhangi bir neden ortada bulunmuyor.

Carter’ın zamanında da, tıpkı son birkaç hafta içerisinde, Wall Street’teki ekonomik çöküşünün altyapısına karşı Obama’nın olası zaferinde olduğu gibi, Carter’ın seçimi de ‘Amerika’nın sonu’ spekülasyonlarını esinlemişti. Carter’ın başkanlığı sırasında, herhangi bir büyüme emaresi yok iken, enflasyon da stratosfere kadar gitmiş; dolayısıyla ‘stagflâsyon’ durumu oluşmuştu. Bu dört yıl boyunca, ortalama bir Amerikan ailesi yüzde 15 fakirleşirken, benzin kuyrukları uzadı ve fiyatlar tavan yaptı. Amerika’nın en büyük geri adımına, İran’da Şah rejiminin yıkılması, Sovyet Rusya’nın Afganistan’ı işgali ve Sovyet etkisinin Ortadoğu’da, Afrika’da ve Latin Amerika’da 30’dan fazla ülkeye yayılması ile birlikte işaret verildi. 1979’daki meşhur konuşmasında, Fidel Castro, Amerika’ya ölüm döşeğindeki “Yankee Emperyalizmi” tanımını yapmıştı.

Bununla birlikte, dört yıl sonra, ölmek üzere olan “Büyük Şeytan”, eskisinden çok daha sağlıklı ve global düzeyde tek göze çarpan aktör olarak geri döndü. On yıl sonra ise, her ne kadar başarısızlıkları olsa da, açlıkla boğuşan 100’den fazla ülkeyi refaha eriştiren ve çoğulcu demokrasiyi uygulayan ülkeleri 30’dan 120’ye çıkaran yeni küresel sisteme öncülük ederek ‘süper güç’ oldu.

Bugünlerde Amerika’ya ziyaret gerçekleştirenler, çabucak bu büyük hayvanın yorulmuş olduğunu keşfediyorlar. Yorgunluk, Afganistan ve Irak’taki savaştan ziyade kendi acı ve keskin bölünmelerinden kaynaklanıyor. Ve bu yorgunluk, birçok ülkede Amerika’nın yanlış anlaşılmasından ve sevilmemesinden kaynaklanıyor. Amerikalıların Başkanlık ve Kongre gibi müesseselere olan güvenleri, çok nadiren bugünkü gibi düşük seviyede olmuştur.

Ve, şu anda yeryüzünün altında Amerika’yı tecrit eden yaratıcı bir titreme var. Hatta en sıkıntılı felaket tellalı bile sonunda Amerika’nın “Roma gibi gün batımı günlerini yaşadığı” reddedecek.

Amerika, bugün toprak ve nüfus olarak dünyanın üçüncü büyük ülkesidir. Büyük doğal kaynakları ve tarım potansiyeli sayesinde her halükarda hemen hemen en büyük ekonomik güç olabilir. Nüfusunun sadece yüzde beşi, küresel yıllık üretimin yüzde ellisini oluşturuyor. Dünyanın en büyük tekil marketini oluştururken, aynı zamanda, 100’den fazla ülkeyle de bir numaralı ticaret ortağı olma özelliği taşıyor. Bilimsel keşiflere, örneklere ve işaretlere geldiğimizde ise, hiçbir millet veya millet topluluğu Amerika’nın yanında yer alamaz.

Kendi ölüm ilanlarının gazetelerde yayımlandığını okuduğunda, Mark Twain, gazetelerin editörlerine telgraf göndererek kendi hakkındaki ölüm haberlerinin çok abartılı olduğunu aktarmalarını istemişti. Aynı şeyin, politik salonlardaki yuvarlak masa toplantılarında konuşulan “Amerika’nın sonu” ile ilgili de geçerli olduğunu söyleyebiliriz.

Şarkul Evsat Gazetesi'nde yayınlanan bu makale tercüme edilmiştir.



Koç Burcu


Günlük Fal:

31 Aralık 2008
PARA, AŞK,
İŞ, SAĞLIK

Aileniz ve yakın dostlarınızla çıkacağınız seyahat stresinizi atmanızı sağlayacak. Duyacağınız bazı haberlere şaşıracaksınız. Yalnız siz anlatılanları dinlemeli ve düşüncelerinizi kendinize saklamalısınız. Bugün radikal kararlar alabilirsiniz. Bunun için gereken güç şu sıralar sizde mevcut. Zira şu sıralar işlerinize çok önem vermeniz gerekiyor. Bu çabalarınızın karşılığını mutlaka alacaksınız. Bu yoğun dönemde sağlığınız yerinde olduğu için şanslısınız. Bu şansınızı iyi değerlendirin.












Faydalı Bilgiler


Küçük Önlemlerle Büyük Tasarruf
Alacağınız önlemlerle yıllık ortalama enerji giderini 2 bin 500 YTL’den bin 500 YTL’ye düşürebilirsiniz.


Tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik krizle birlikte vatandaşlar da zorunlu tasarruf tedbirlerine başladı. Yapılan her alışverişte bütçeler düşünülürken, evlerdeki en büyük tasarruf kalemi gözden kaçırılıyor. Oysa evlerde enerjiyi verimli kullanarak hayat standartlarından taviz vermeden aile bütçelerinden en büyük payı alan enerji faturalarını aşağıya çekmek ve ekonomik krizin etkilerini en aza indirmek mümkün.

Enerji kaynaklarının her geçen gün tükendiği günümüzde, ekonomik kriz ortamıyla birlikte sadece iyi bir gelecek için değil, aile ekonomilerinin sürdürülebilirliği için de enerjiyi verimli kullanmanın önemi ortaya çıktı. Krizle birlikte kemer sıkmaya başlayan vatandaşlar, enerji kullanım alışkanlıklarında yapacakları basit değişiklikler sonrası ay sonunda gelen yüklü faturalardan kurtulabilecek.

EİE Tanıtım ve Bilinçlendirme Şube Müdürü ve enverIPAB Proje Koordinatörü Sebahattin Öz, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Günümüzde 120 metrekarelik bir evde yaşayan dört kişilik bir ailenin sadece yemeklerin pişirilmesi ve saklanması, bulaşık ve çamaşırların yıkanması, televizyon gibi eğlence araçlarının kullanılması ve aydınlatma için harcadığı enerji yılda 2 bin Kwh civarındadır. Bunun dışında ısıtma ve sıcak su için yılda ortalama 2 bin metreküp doğal gaz kullanılıyor.

Oysa bugün evlerimizde yüzde 30 oranında enerji tasarrufu potansiyeli mevcut. Tüm dünyayı saran bu kriz ortamında alacağımız basit önlemlerle bu potansiyeli değerlendirmek çok önemli. Unutmayalım ki, enerjiyi verimli tüketerek de ekonomiye ve çevreye olumlu katkı sağlayabiliriz.”

Binalarda enerji verimliliğine yönelik toplum bilincinin artırılması amacıyla yola çıkan enverIPAB Projesi, aile ekonomilerinin etkilenmemesi için alınabilecek basit önlemleri belirledi


Ekonomik kriz kapınızı çalmasın istiyorsanız işte size ipuçları


*Evlerinizdeki normal lambaları tasarruflu lambalarla değiştirerek 5 kat daha az enerji kullanırsınız.
*Binalarınıza ısı yalıtımı yaptırarak ısıtma ve soğutma giderlerinde yüzde 50 tasarruf sağlayabilirsiniz.
*Oda sıcaklığını 10 derece düşürerek yüzde 6’lık yakıt tasarrufu yapabilirsiniz.
*Satın alırken daha fazla para ödeseniz de A ve üstü enerji sınıfına sahip elektrikli aletleri tercih ederek ortalama enerji tüketiminde yüzde 45 tasarruf sağlayabilirsiniz.
*Yemek pişirirken normal fırın yerine mikrodalga fırın kullanarak aylık 5 YTL olan fatura giderini 2,5 YTL’ye indirebilirsiniz.
*Bulaşıklarınızı elde değil de makinede yıkayarak her yıkamada en az 20 litre su tasarrufu yapabilirsiniz.
*Küvete su doldurarak banyo yapmak yerine duş yapın. Bu şekilde su tüketiminizi yüzde 25 azaltabilirsiniz.
*Saniyede 1 damla su akıtan musluğunuzu tamir ettirerek yılda 1 ton su tasarrufu sağlayabilirsiniz.
*Derin dondurucudan çözülmesi için çıkardığınız yiyecekleri buzdolabının içinde çözülmeye bıraktığınızda, bu yiyecekler çözülürken dolaba soğukluk vereceği için enerji tasarrufu yapabilirsiniz. Buzdolabına sıcak yiyecekler koymak ise tam aksine enerji tüketiminizi artırır.
*Ütünüzün fişini, ütüleme işi bitmeden birkaç dakika önce prizden çekin ve son çamaşırlarınızı ütünün içinde kalan ısı ile ütüleyin. Çünkü 1500 Watt bir ütüden 5 dakika tasarruf etmek, 15 Watt bir ampulü 8 saat bedava çalıştırmak demektir.
*Saç kurutma sürenizi yüzde 10 azaltarak yüzde 10 enerji tasarrufu sağlayabilirsiniz.
*Çamaşır ve bulaşık makinelerinizi dolu çalıştırınız.


Ne Pişirelim

Pankek
Malzemeler:
135 gr (1 cup) tam buğday unu
1/2 tatlı kaşığı (tsp) kabartma tozu
1/4 tatlı kaşığı (tsp) karbonat
2 yemek kaşığı (tbs) toz şeker
1/4 tatlı kaşığı (tsp) tuz
250 ml (1 cup) kefir (veya buttermilk)
2 adet organik yumurta
1 yemek kaşığı (tbs) fındık yağı
Tavayı yağlamak için tereyağı
Hazırlanışı:
Derince bir kabın içinde unu, kabartma tozunu, karbonatı, toz şekeri ve tuzu karıştırın.
Üzerine kefiri, yumurtaları ve fındık yağını ekleyin. Çırpma teliyle birkaç kere karıştırın. Fazla karıştırmak kıvamını bozar.
Yapışmaz bir tavayı, orta ateşte iyice kızdırın. İçine fındık kadar terayağı ekleyin. Yağı tavanın her yerine dağıtın.
Karışımdan birer yemek kaşığı alın ve tavaya akıtın. Tavanın büyüklüğüne göre üç ya da dört adet pankeki aynı anda kızartabilirsiniz. Çok fazla sıkışık olmamasına dikkat edin.
Pişmemiş tarafı, iğne deliği boyutlarında göz göz olduğunda (isterseniz bu aşamada halka şeklinde dilimlediğiniz bir adet muz dilimini veya taze çay üzümlerini pankekin üzerine koyabilirsiniz) pankekleri spatulayla çevirin ve diğer tarafı da kahverengi olana kadar pişirin.
Karışım bitinceye kadar aynı işleme devam edin.
Hazırladığınız pankekleri balla, reçelle servis yapın.

Kolay Gelsin tongue.gif
Afiyet olsun…

29/12/2008