Sultan Abdülhamit’in, yabancıların Çukurova’dan toprak satın almalarının önüne geçmek için 1 milyon 100 bin dönümlük araziyi devlet çiftliğine dönüştürdüğü belgeleriyle yazıyordu.
Adanalı Tarihçi Cezmi Yurtsever’e dayandırılan haberde, söz konusu arazilerin, Sultan Abdülhamit’in tahttan uzaklaştırılmasından 3 yıl sonra dönemin hükümeti tarafından Fransız şirketlere 75 yıl süreyle kiralandığı belirtiliyordu.
Kiralanan arazileri ekip biçen köylülerin, bu duruma sert tepki gösterdiğine dikkat çeken Cezmi Yurtsever, 1914’te başlayan Birinci Dünya savaşı sonrasında ise Fransızların Çukurova’yı işgal etmek ve çiftlik arazisine el koymak için Adana’ya geldiğini, ama burada Kuva-i Milliye’nin güçlü direnişi sonrasında geri döndüklerini de anlatıyor.
Dedim ya.
Bize Abdülhamit Hanı yanlış tanıttılar.
Sert bir yönetim uyguladığı yazıldı.
Ama nedense 33 yıllık iktidarı döneminde Osmanlı’nın tek bir karış toprak kaybetmediği söylenmedi.
Öldükten sonra tahtta olduğu dönemdeki en ateşli muhaliflerinin nasıl gözyaşı döktüğünü de söyleyen olmadı.
Maalesef bizim neslimiz çarpıtılmış bir tarih öğrendi.
Gerçekler sürekli gizlendi.
Ama başta yazdığım gibi;
Güneş balçıkla sıvanmıyor.
Gerçekler bir bir ortaya çıkıyor.
Mesela, Siyonizm’in kurucusu Theodor Herzl, Abdülhamit Han’dan, Filistin topraklarını para karşılığında satmasını istemişti.
Ama yakın zamana kadar, “Kızıl Sultan” yaftası yapıştırılıp, iftiralar atılan devasa sultan Abdülhamit.
Siyonistler ise sadece avucunu yalamıştır.
Bu yüzden de içerideki iş birlikçiler ile tahtan indirilip sürgünlere gönderildi.
Oysa Cumhuriyetimizin temeli, O’nun zamanında yapılan müthiş siyaset ile atıldı.
Eğer tahttan indirilmeseydi Balkan ittifakı kuracaktı.
Abdülhamit, cesur bir liderdi.
Birinci Dünya Savaşı’nda İstanbul düşmek üzereyken sürgündeki Abdülhamit’e başkentin Bursa’ya taşınacağı haber verildi.
Büyük padişahta nakledilecekti.
Ama o bu karara direndi.
Yani sürgünde bile devletini kurtardı.
Kendini Bursa’ya nakletmeye gelenlere;
“Bizans imparatoru Konstantin kadar da mı olamadınız.
Konstantin teslim olmaktansa çarpışarak ölmeyi tercih etmişti.
O’nun kadar da mı cesaretimiz kalmadı?
Bari bana bir tüfek verin tek başıma düşmanla savaşayım.
Ben hiç bir yere gitmiyorum.” demişti.
Ne desek, ne yazsak biz o büyük sultanı anlatamayız.
Hakkını ise asla ödeyemeyiz.
Bir düşünürümüzün dediği gibi, ‘’Abdülhamid’i kötülemek cehalettir…’’
Bu mesaj conquer tarafından düzenlenmiş ( 25 February 2010 - 18:00 )
Giriş Yapayım
Kayıt Olayım
Yardım



Başa Git
Çoklu Alıntı

