ekŞi forum: Kağıt Nasıl Yapılır Ve Türkiye'de Kağıt... - ekŞi forum

Jump to content

Digg Del.ico.us Slashdot Technorati furl Reddit Facebook Fark Google Magnolia Wink Yahoo Netscape
İlk sayfa
  • Yeni konu açamazsın
  • Buraya cevap yazamazsın

Kağıt Nasıl Yapılır Ve Türkiye'de Kağıt...

#1 User is offline   economist 

  • Tıfıl
  • PipPipPip
  • Grup: ekŞi Üye
  • Mesaj: 103
  • Katılım: 09.09.2009

Gönderme Tarihi: 10 September 2009 - 10:49

Posted Image

Kleopatra, Konfiçyüs, Einstein, Edison, Ts'ai Lun. Bütün bu kişileriniçinde insanlık tarihinin gelişimine en büyük faydası olan kimdirdersek, herhalde Ts'ai Lun demezsiniz. Ama O'dur. Ts'ai Lun günümüzdenyaklaşık 2000 yıl önce Çin'de yaşayan bir memurdu ve MS 105 yılındabugünkü kullanılan hali ile kağıdı icat etti. Dutağacı kabuğu, kenevirve kumaş paçavralarını suyla karıştırarak ezdi, lapa haline getirdi,presleyerek suyunu çıkardı ve bu ince tabakayı kuruması için güneşinaltında ipe astı.


Aslında insanlar MÖ 3500 yıllarında bile üzerine yazı yazabilecekçeşitli şeyler kullanıyorlardı. Kağıdın icadı sonraki devirlerdeÇinlileri dünyanın en gelişmiş kültürünün sahibi yaptı. Şaşırtıcıdırki, Orta Asya'ya 751, Bağdat'a ise 793 yılında ulaşan Ts'ai Lun'unkağıt yapma metodu, Avrupa'ya 1000 yılda gelemedi. Avrupa'da ilk kağıtancak 1151 yılında İspanya'da yapılabildi.

Özellikle matbaanın icadı ile birlikte kağıda olan ihtiyaç gittikçebüyüdü. Yeterli hammadde bulmakta zorlanıldı. Ayrıca bu şekilde kağıtimalatı çok zaman alıyordu ve dünyanın bir çözüme ihtiyacı vardı.

Kesin tarih bilinmiyor ama yaklaşık 18. yüzyılın başlarında Fransızbilimci Rene-Antonie Ferchault de Reaumur ormanda ağaçların arasındayürürken bir yaban arısı kovanı gördü. Yaban arıları evlerindeolmadığından durup kovanı incelemeye başladı. Birden kovanın kağıttanyapılmış olduğunu gördü. Peki onlar paçavra kullanmadan kovanı nasılyapıyorlardı? Sadece paçavra değil, kimyasallar, ateş ve karıştırmatanklarını da kullanmıyorlardı. Arılar insanların bilmediği neyibiliyorlardı ?

Aslında her şey çok basitti. Kısa bir gözlem sonucunda gördü ki, yabanarıları ince dalları veya çürümüş kütükleri kemirir gibi ağızlarınaalıyorlar, burada mide sıvıları ve salyaları ile karıştırıyorlar vekovanlarını yapmada kullanıyorlardı. Reaumur arıların sindirimsistemini de inceleyerek buluşunu 1719 yılında Fransız KraliyetAkademisi'ne sundu.

İlk kağıt makinesi 1798 yılında yapıldı. Ancak bu geniş bir kayışındönerek fıçıdaki lapayı aldığı ve ince kağıt haline getirdiği, herdönüşte tek bir kağıt yapabilen basit bir makine idi. Silindirli makineçok geçmeden 1809 yılında John Dickinson tarafından icat edildi.

Günümüzde kağıt üretimi yüksek teknoloji ile ve tam otomatik olarakyapılabilmektedir ama işlemin aslı esas olarak değişmemiştir.Kağıtların arasındaki kalite farkını kullanılan lifin türü, lapanınhazırlanışı, içine katılan malzemeler, kimyasal veya mekanik metotlarbelirler. Her ne kadar liflerin elde edilmesinde ağaçlar ana kaynak isede özellik taşıyan kağıtların yapılmasında günümüzde sentetik lifler dekullanılmaktadır.

Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan kağıt yassılaştırılmış vebirbirine geçmiş bitki liflerinden (fiber) oluşur. Bunun için genelolarak tahta ya da pamuk kullanılır. Kağıt yapımı, bir bitkiyiliflerine indirgeme ve onları aynı hizaya getirdikten sonrayapıştırıcı, pigment ve mineral dolgularla kaplamayı içerir. Kağıdınyapılışını aşama aşama inceleyelim:

Ağacın kesilmesi: Kağıdın hammaddesi olan ağaçlar kesilip kütük haline getirilir.
Kabuğun soyulması: Kütük halindeki ağaçların kabuğu, iç kısma zarar verilmeden soyulur.
Hamur haline getirme: Bu işlem, ağacı, suyun içinde gevşek liflerhaline getirir. Kabuğu soyulan kütükler önce küçük parçalara ayrılır.Daha sonra bir öğütücünün içinde kimyasal maddelerle karıştırılır. Busayede, ağaçta lifleri birarada tutan bir madde olan lignin çözülür. Buaşamada son olarak hamur beyazlatılır.
Karıştırma: Hamur karıştırıcıya girer. Burada hamura, kağıdınkalitesini artıran maddeler de eklenir. Bu ek maddeler, çin kireci gibibeyaz dolgu maddeleri, suya dayanıklılık için kullanılan maddeler verenk pigmentleri olabilir. Karıştırıcı, lifleri pürüzsüz bir hamurhaline getirir.
Ağsı yapıyı oluşturma: Sıvı haldeki hamur depolandığı yerden, sıkı birtel örgü şeklindeki yürüyen bir bendin üzerine dökülür. Bu işlem hamurusudan arındırmak içindir. Suyun daha etkili alınabilmesi için soğurmaişlemi de yapılır. Suyu belli bir miktarda alınan hamur, bir silindirtarafından sıkıştırılır.
Sıkıştırma: Ek silindirler hamuru sıkıştırma işlemine devam ederler. Bu işlem sonunda hamur sudan arınır ve iyice düzleşir.
Kurutma: Ağsı haldeki hamur, sıcak silindirlerin arasından geçirilerekiyice kurutulur. Son olarak, hamur, sayfalar halinde kesilmeden öncekalan pürüzlerin giderildiği bir aşamadan geçer.


Türkiyede Kağıdın Tarihçesi

Türkiye'de kağıt, Şinasi Tekin'n çok yerinde ve haklı olarak belirttiğigibi, biraz değişik durum göstermektedir. Bu değişik görünümde, kağıdınbulunuşundan batı dünyasına geçişine uzanan çizgide Türklerinoynadıkları rolle, Anadolu'ya yerleştikten sonra kağıt karşısındakitutumlarının yeri olduğu düşünülebilir. Ersoy, Kağıtçı ve Ünver gibiaraştırmacıların çok değerli çalışmalarına rağmen kağıtçılıktarihimizin yeterince incelenmiş olduğu da söylenemez. Elimizdeki bilgive belgelere bakarak XII. Yüzyılda Anadolu'da kağıt üretildiğini ilerisürebileceğimiz gibi, bir yüzyıl sonrası için aynı şeyi söyleyemiyoruz.
Öte yandan Osmanlı İmparatorluğunun ilk yılarında İstanbul, Bursa veAmasya gibi şehirlerde kağıt üretildiğine ilişkin ipuçlarınarastlıyoruz. Aynı şekilde XV. Yüzyıl ortalarından XVIII yüzyılortalarına kadar kağıt ihtiyacının yerli imalatla değil de dışarıdankarşılandığını görüyoruz. XVIII. Yüzyıldan itibaren yeniden görülenyerli imalat çabalarının Avrupa rekabeti karşısında kalıcı olamadığınıgözlemliyoruz.
Türklerin çeşitli dillerdeki kağıt kelimesine isim babalığıyapmalarının yanı sıra, bu değerli yazı yüzeyinin "....IX. asırda İslamdünyasına ve XII. Asırda da Avrupa'ya intikalinde rolleri olduğuna dahaönce değinilmişti. Oysa, Osmanlıların kağıt üretimi konusunda pek fazlavarlık gösteremedikleri, kağıt üreticisi olmaktan çok kağıt ithalatçısıoldukları anlaşılıyor. Bunun en temeldeki nedeninin, matbaanın Osmanlıtoplumuna geç gelişi değil fakat matbaanın geç gelişinin temelindekigerçeği de kapsayacak şekilde, tüccar kültüründen, daha açık bir ifadeile kapitalist gelişmelerden uzak kalış olduğu iddia edilebilir.
Türklerin Anadolu'ya yerleşmelerinden sonra kağıt ihtiyacının büyükölçüde ithalat yoluyla karşılandığı anlaşılıyor. Osman Ersoy'unbelirttiği gibi doğuda yapılmış kağıtların menşeini bilimsel olaraksaptamak çok güç bir iş olduğu için bu ithalatın kesinlikle nerelerdenyapıldığını söyleyebilmek zordur. Ancak İslam ülkelerinde imal edilenkağıtlar IX. ve X. Yüzyıllarda Avrupa'da kullanıldığı gibi Türklerce dekullanılmıştır. Örneğin XIII yüzyılda Anadolu'da kullanılan kağıtlarınbir kısma Hindistan'dan ve orta Asya şehirlerinden getirtiliyordu.Ancak XIV yüzyılın sonlarına doğru, Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerdenTürkiye'ye ve öteki yakın doğu ülkelerine kağıt gelmeye başlamıştır.XV. Yüzyılda, yani Avrupa'da kağıt üretiminin hız kazandığı dönemdeTürkiye'ye Avrupa ülkelerinden o kadar çok kağıt gelmiştir ki, bukağıtlar daha sonraki yüzyıllarda bile kullanılmışlardır.
Türkiye'ye Avrupa'dan çok miktarda kağıt gelmeye başladıktan sonra dadoğu kökenli kağıtların ithalatı devam etmiştir. Doğu kağıtlarıgenellikle filigranlı olmadığı için, Batı kökenli kağıtlardankolaylıkla ayırt edilebilmekte, ancak bunların hangi kentten yadaülkeden geldiği bilimsel kesinlikle saptanamamaktadır.
Gerek Doğu, gerekse batıda imal edilen kağıtlar XVIII- XIX yüzyıllarakadar işlenmemiş olarak ithal edilmiş ve İstanbul'da ve İmparatorluğundiğer kültür merkezlerinde işlenmiştir. Doğudan gelen ve daha pahalıolan kağıtlar buralarda işlendikten sonra daha sonra daha çok hatyazımında ve sanat eserlerinin yapımında kullanılmıştır. Devletişlerinde ve diğer alanlarda, daha ucuz ve bol olduğu için, Batıkökenli kağıtların kullanılması adet olmuş ve buna titizlikleuyulmuştur. Dolayısıyla böyle ithalata dayalı bir ortamda kağıt üretimigelişmemiş, buna karşılık kağıt işleme zanaatı oldukça gelişmiştir.

XVI. yüzyılın hemen başlarında Osmanlı sarayında Hindi, Semarkandikağıtların yanı sıra filigranlı batı kağıtları da kullanılıyordu. XVI.Yüzyılın sonlarına doğru menakıbı hünerveran adlı eser yazan MustafaAli, doğu kökenli kağıtlara ilişkin olarak şunları yazmaktadır.
"... ve kağıt cinsinde dahi zinhar Haşebi’ye ve Dımişkiye itibaretmeyeler. ve kağıdın Semarkandi'sinden aşağı tenezzül etmeyeler. Vekağıt kısmının en alçağı Dımışki'dir ki herkese malumdur. İkinci DevletAbadi'dir ki herkese mefhumdur. Üçüncü Hatayidir. DördüncüAdilşahi'dir. Beşinci Hariri Semarkandi'dir. Yedinci Hindi'dir.Sekizinci Nizamşahi'dir. Dokuzuncu Kasım Beği'dir. Onuncu HaririHindi'dir ki gerçek kıt'adadır. On birinci guni Tebrizidir ki şekerrenktir. İşlemesi Tebrizlilere mahsustur. On ikinci muhayyer'dir ki oldahi şeker renktir."
Buradan Şam, Semerkant, Çin İran ve Hindistan'dan kağıt ithaledildiğini anlıyoruz. Batı pazarlarında Charta Damascena adıyla ünsalmış Şam kağıtlarının Mustafa Ali tarafından "en kötü kalite " olaraknitelenmesi ilginçtir.
Osmanlı İmparatorluğun' da XVI-XVII. Yüzyıllarda kullanılanbaşlıcakağıt türleri, sultani, abadi, islambol, ay ve alem damgalı kağıt vehelva kağıdı' dır. Bu dönemde kağıt oldukça pahalıdır. Anılanyüzyıllarda Ankara'da işçi gündelikleri10-12 akçe iken, bir desteAvrupa'da kağıdı 8 ve bir deste İslambol kağıdı 24 akçeydi. Bir işçininiki günlük çalışması karşılığında bir deste İslambol kağıdıalınabiliyor yada dört deste İslambol kağıdına ödenen para ile birkoyun satın alınabiliyordu.
Doğu kökenli kağıtların Avrupa kağıtlarından daha pahalı olduğubiliniyor. Kısmen bu nedene bağlı olarak XVI. Yüzyıldan itibarenDoğudan daha az kağıt gelmiş, XVIII. Yüzyılda ise Doğu kağıtları hemenhemen piyasadan çekilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu'na XIV. Yüzyılın ikinci yarısından itibarenBatıdan kağıt gelmeğe başlamıştır Avrupa'da büyük ölçekte kağıt üretenimalathaneler önce İtalya' da kurulduğu için, Venedik tacirlerikanalıyla gelen İtalya kökenli kağıtlar Osmanlı piyasasını tutmuştur.Nitekim XV. yüzyılda kullanılan kağıtların önemli bir bölümü İtalyanimalathanelerinin kağıtları olmuştur. Bir sonraki yüzyılda BatıdanTürkiye'ye kağıt ihracatı daha da artmıştır. Avrupa kağıtimalathaneleri, Doğuya gönderdikleri kağıtlara, ay-yıldız, alem vb buyörelere özgü filigranlar koymayı da ihmal etmemişlerdir.
XVII. yüzyıl ortalarına kadar İtalyan kağıtları Osmanlı piyasalarınaegemenken, yüzyılın ikinci yarısından itibaren Fransız kağıtları,,İtalyan kağıtları aleyhine artış göstermeye başlamıştır. Bunun başlıcanedeni, Fransız kağıt imalathanelerinin göstermiş olduğu hızlıgelişmedir. Gerçekten de Fransa, 1650 dolaylarında İspanya'ya 10,000top, İngiltere'ye 200,000top, Hollanda, İskandinav ülkeleri ve Rusya'ya 400,000 toptan fazla kağıt ihraç ediyordu. XVIII. yüzyılın ikinciyarısında, Fransız rekabeti nedeniyle, Venedik'ten Türkiye'ye yapılankağıt ihracatının azaldığı görülmektedir. XIX. Yüzyıl başlarındanitibaren ise Venedik ve Fransız kağıtlarının yanı sıra İngiliz veFelemenk kağıtları da piyasada görülmeye başlamıştır. Özellikle İngilizkağıtlarının Osmanlı piyasalarında iyi kaliteleriyle isim yaptıklarınıbelirmek gerekir.
Gelişen Avrupa kapitalizminin etkilerine açılan ve giderek onun biraçık pazarı haline gelen Osmanlı İmparatorluğunda güçlü bir kağıtsanayinin doğup büyümesini beklemek fazla iyimserlik olurdu. NitekimOsmanlı İmparatorluğunda özellikle XVIII yüzyıldan itibaren kağıtüretimi için ciddi girişimler olmuşsa da bunların hiçbirisi kalıcıolamamış Avrupa kağıt yapımcılarının amansız rekabeti karşısında birbir yıkılıp gitmiştir.
Aşağıda, Türklerin Anadoluya yerleştikleri tarihten itibaren girişmişoldukları kağıt üretme çabalarının öyküsü, daha önce bu konularıincelemiş olan değerli araştırmacıların verilerine dayanarak, kısacaanlatılacaktır
XII. yüzyılda Anadolu'da Kağıthanelerin bulunduğu haçlı seferlerinekatılarak esir düşen kimi Fransız ve İtalyanların zanaatı buralardaöğrenip memleketlerine döndükleri Vidalon Ambert ve Ancona Fabrianogibi yerlerde Kağıthane kurdukları ve bu Kağıthanelerden bazılarınıngünümüzde de varlıklarını sürdürdüğü en azından birer "müze kağıthane"olarak turistik amaçlarla korundukları bilinmektedir. Özellikle MehmetAli Kağıtçının batı kaynaklarına dayanarak yaptığı tespitlere göreAnadolu'da kurulmuş bu tür ilk Kağıthanelerden biriside Pamukkaledebulunuyordu.

Pamukkale Kağıthanesi
Pamukkale kağıthanesine ilişkin olarak yüzyıllar önce Çürük suvadisinde böyle bir kağıthane bulunduğu yolundaki genel tespit dışındaherhangi bilgi yada belgeye sahip değiliz. Ancak Anadoluda yeri az çokbilinen ilk kağıthane olması nedeniyle buranın ihya edilmesi bir müzeKağıthane ve kültür merkezi kurularak Türk kağıtçılığı ve turizmiaçısından bir cazibe merkezi oluşturulması konusunda Mehmet Alikağıtçının yıllar süren girişimlerini ilerde özetleyeceğiz.

Amasya kağıthanesi
Osman Ersoy, Amasya'da XV. Yüzyılın başında bir kağıt imalathanesininolabileceğine ilişkin iki eserde bilgiye rastladığını belirtiyor. Bunagöre Bayezit paşanın Amasya'da kurduğu caminin ocak 1418 tarihlivakfiyesinde "Kağıtçı Muhittin mescidi" ve yine zahiri medineimezburede manzarai ulya kurbinde kağıthane cuneynesi demekle meşhurbahçenin. "... kaydına rastlanıyor. Bu kayıtlar Ersoy'un çok haklıolarak belirttiği gibi Selçuklular devrinden itibaren önemli bir kültürmerkezi olan Amasya'da bir kağıt imalathanesinin bulunduğunudüşündürebileceği gibi buranın kağıt işlenen bir yer olabileceğiihtimalini de akla getirmektedir.

İstanbul (Bizans) kağıthanesi
İstanbulun bugün Kağıthane adı verilen semtinde Bizanslılardan kalma vedaha sonra da belirli aralıklarla kağıt üretimi yapıldığı kabul edilenbir kağıthaneden çeşitli kaynaklarda söz edilmektedir. Bu kağıthaneninvarlığına ilişkin bilgilerin büyük ölçüde Evliya Çelebiden 1611-1681kaynaklandığı anlaşılıyor. Zira Çelebi seyahatnamesinin birincicildinde "kefere zamanında burada kağıt imaline mahsus kargirkubbelerde ebni kağıthane varmış. Hala su dolaplarının biri Daye hatuncamiinin altında numayandır. Harap ise de sehl-i imal ile bir baruthaneolması mümkündür." Demektedir. Mehmet Ali Kağıtçı, II Bayeziddöneminden kalma 1509 tarihli bir belgenin bu kağıthanede üretilenkağıt üzerine yazılmış olduğunu Süleymaniye camiinin inşaatı ile ilgilikimi kayıtların bu Kağıthane ürünü kağıtlar üzerine yazılmışbulunduğunu ve tarihçi Ahmet Refik’in Alimler ve Sanatkarlar adlıeserine dayanarak III Selim döneminde kağıthanenin düzenli olarakişletildiğini ileri sürmektedir. Bütün bunlara karşın İstanbul'unkağıthane semtinde ileri sürüldüğü gibi uzun yıllar faaliyet göstermişbir kağıthanenin varlığını ileri sürmek için kesin belgeler ve buradaüretilmiş kağıt örnekleri elde mevcut değildir. Bu konuyu OsmanErsoy'un haklı görünen değerlendirmesiyle kapatabiliriz.
"..... belki de İstanbul'da Kağıthane semtinin mevcut oluşu yabancıseyyahların pek incelemeden kağıt değirmenlerinin de burada olduğunusanmalarına sebep olmuştur. Yahut hakikaten kağıthanede bir kağıtdeğirmeni vardı da faaliyetine dair henüz elimize vesikalargeçmemiştir. Bu ikinci ihtimal daha zayıf görünmektedir; çünkü, böylebir fabrika olsaydı ilk basılan eserlerin çoğu üzüm filigranlı Fransızkağıtlarına basılmazdı.

Bursa Kağıthanesi
Yine XV. Yüzyılda Bursa’da da bir kağıt imalathanesi bulunduğu kimikaynaklarda belirtilmektedir. Bilimsel olarak incelendiğinde bu konudada kesin bir hükme varmak güçleşmektedir. Nitekim konuyu inceleyen vedaha önce çeşitli kaynaklarda sözü edilen belgeleri araştıran ve bukonuda "Bursa’da kağıt fabrikası meselesi" adıyla özgün bir makaleyazan Osman Ersoyun değerlendirmelerine katılmak gerekmektedir. Bunagöre Mehmet Ali Kağıtçının kağıtçılık tarihçesi s. 212 de sözünü ettiğive kamil Dr. A. Süheyle dayanarak belirttiği Bursa şeriyesicillerindeki 1486 tarihli belge araştırmalara karşın bulunamamıştır.Adı geçen belgede Bursa’nın Filiboz deresi vadisinde bir kağıthaneolduğuna dair kayıt bulunduğu belirtiliyordu. Belge bulunamadığına görebu konuda kesin bir şey söylemek olanağı ortadan kalmaktadır.
Aynı kağıthane için sözü edilen 1519 tarihli ve Ersoy tarafındanbulunarak tam metni anılan makalede verilen belge ise bu tarihten önceBursa’da bir kağıthane bulunduğunu ve burada kağıt işlendiğinikesinlikle ortaya koymaktadır. Ancak 1519 tarihli belgede dekağıthanenin maliyeti hakkında yeterli bilgi olmadığı için burasınınkağıt imal edilen mi yoksa kağıt işlenen bir yer mi olduğu açıklıklabelli değildir.

Yalova (Yalakabad) Kağıthanesi
Osmanlı İmparatorluğunda varlığını kesin olarak belgeleyebildiğimiz ilkkağıt imalathanesi XVIII. Yüzyılın ortalarında Yalova da kurulankağıthanedir. İlk Türk matbaasını kurucusu olan İbrahim mütefferikanınYalova’da bir kağıt imalathanesi kurmak için 1741 tarihinde faaliyetegeçtiğini biliyoruz. Gerek Mehmet Ali kağıtçının kağıtçılıktarihçesinde gerekse Osman Ersoy’un XVIII. ve XIX. Yüzyıllar daTürkiye’de kağıt adlı kitabında ye alan belge ve bilgilerden Yalovakağıt imalathanesi hakkında bir hayli bilgiye sahip bulunuyoruz. HattaNigar Anafartanın Hayat Tarih mecmuasında yayınlanan bir yazısından bukağıthnede üretilen kağıtlarda stilize bir cami içinde "yalakabad sene1158 " yazısı bulunan bir filigiranın da yer aldığını öğreniyoruz. Bubilgilerden kağıt imalathanesinin kurulması ve işletilmesi için gerekliuzmanların Lehistandan getirilmiş. Bu ustalarla Mütefferika arasındayapılan anlaşmaya göre kağıthanenin aletlerinin bu ustalar tarafındanyapılmasının ancak gerekli malzemenin devletçe sağlanmasınınkararlaştırılmış olduğunu öğreniyoruz. Lehli ustaların ülkelerinedöndükleri zaman yerlerine geçebilecek elemanları yetiştirmesi de şartkoşulmuştu.
Mehmet Ali Kağıtçının aktardığı 1746 tarihli birkaç belgedenkağıthanenin kurulacağı çiftliğin satın alınması kağıthanenin suyunutemin eden derenin başkalarınca israf edilmemesi ve kasaba halkının busudan yararlanmaması derenin mecrasının düzenlenmesini ve korunmasınısağlayacak olan gayrimüslimlerin kimi vergilerden muaf tutulmalarınailişkin hükümler yazılmış olduğunu öğreniyoruz.
18 Nisan 1745 tarihli bir belgeden kağıthaneye ikinci bir dolabın ilaveedildiğini 7 Nisan 1754 ve 29 Mart 1746 tarihli iki belgeden padişah I.Mahmut’un yeni kurulan kağıt imalathanesinden çok memnun kaldığını, okadar ki yaptığı kağıdı kendisine sunan İbrahim mütefferikaya 100 adetaltın ihsan ettiğini 20 Temmuz 1746 tarihli bir başka belgeden isekağıthanenin su azlığı yüzünden kapanmak tehlikesi ile karşılaştığınıbiliyoruz.
1749 yılının mayıs ayına kadar Yalova kağıt imalathanesininfaaliyetlerine ilişkin bilgiye sahip değiliz. Ancak bu tarihte eseriniyazan Hamdi efendiden imalathanenin tam faaliyet halinde olduğunu, hercins kağıdın işlenmekte ve esnafa verilmekte, o kadar ki aslan damgalıkağıtlar revaçta olduğundan Avrupa kağıdından ayrılmaması için ofiligranların taklit edildiğini öğreniyoruz.
1749 tarihin de Hamdi efendi tarafından yazılmış coğrafyaya ilişkinkitapta Yalova kağıthanesi ve oradaki kağıt imalathanesi hakkın daverilen şu bilgiler aktarmaya değer:
“Ve keyfiyeti san’atı İstanbul’da eskici Yehud taifesinin cemeyledikleri köhne kırpasın kıyyesin sekizer akçeye kağıt emini olanYazıcı –i sabık Ali efendiye verüp ol dahi mahalline gönderüp vardık taol tunç dibekle kırpas döverek vesiki sahi su ile gidüp pak olup biryoğurt gibi köpük suyun üzerinde suut edip alup hıfzeder. Vakti hacettebir ağız vasi bir fıçının içine bir miktar koyup su ile karıştırıldıktayoğurt ayranı gibi bir cevher olur.”
Büyük ve küçük kağıdına göre telden kalbur misalinde Çar köşe kasnağıol suya gats ettirip yukarı kaldırıldıkta suyu telden aşağı fıçıya akupol kalıp gibi telden kasnak üzerinde beyaz zar misal kalan şeyi keçeparçaları üzerine vaz edüp suları çekildikte birbiri üzerine aralıktaaba ve keçeler ile yığılmış temam suları kalmadıkta sırıklara sererlerlakin buna yazı yazılmaz zira seyrek ve neşşaf (emici)’dir. Sonramahsusi kaynamış paça suyu içinde şap ile terbiyeli suya batırıp tekrarkurutup kavi ve tunç mengenelere sıktırırlar. Ondan sonra gönderipsatıldıkta kağıtçılar mühreletirler. Bu kitabın yazılmış olduğu kağıtdahi Yalakabad kağıthanesinde işlenen kağıtlardandır.
1760 senesinden sonra imalathanenin faaliyetini sürdürüp sürdürmediğikesinlikle bilinemiyor. Elimizde imalathanenin üretim bilgileriniiçeren belgeler bulunmadığı için de Yalova kağıthanesinin ülkeninihtiyacına ne kadar cevap verdiği saptanamıyor. Osman Ersoy Yalovakağıthnesinin 10-15 yıl çalıştıktan sonra kapandığını tahmin ediyor vebunun nedenleri arasında Avrupa kağıtlarının rekabetini, suyun çevrehalkı tarafından kullanılması nedeniyle su yetersizliğini ve teknikelemanların bulunmayışını birer olasılık olarak belirtiyor.
Anafarta tarafından bulmuş olduğu filigrana dayanarak kağıt üretmeyebaşladığı tarih 1745 olarak verilen Yalova kağıt imalathanesinin olasıkapanış nedenleri özellikle yabancı kağıtların rekabeti Türkkağıtçılığına yaklaşık 200 yıl musallat olacak ve bu zincir ancak1930’larda kırılabilecektir.

(İstanbul) Kağıthane Kağıt Fabrikası
“kefere zamanında” bir kağıthane bulunduğunu evliya çelebinin aktardığıİstanbul’un Kağıthane semtinde, III selim döneminde (1789-1807) birkağıt fabrikasının faaliyet gösterdiğine ilişkin kimi belgeler vardır.Kağıtçının Ahmet Refik’e dayanarak verdiği bilgiye göre, RusçukluMehmet Emin Behiç tarafından Kağıthane’de bir kağıt fabrikası kurulmuş,ancak ürettiği kağıt, işçi ücretlerini ve diğer masraflarıkarşılayamadığından 1500 kese açık vererek kapanmak zorunda kalmıştır.Ayrıca, Charles White, Abdurrahman Şeref, Franz Babinger’in eserlerindede III. Selim döneminde Kağıthane’de kağıt yapıldığına ilişkin bilgileryer almaktadır. Osman Ersoy da, 29 Eylül 1793 tarihli bir belge ilekağıt imaline yarayacak paçavraların hazırlanmasında kullanılacakeczadan arta kalanların Sadabad’da saklanmasına dair Başmuhasebe’yeyazı yazılmış olmasının burada kağıt imal edildiğinin bir işaretiolduğunu belirtiyor.

Beykoz Kağıt Fabrikası
XIX. yüzyılda yüzyıl da kurulan kağıt fabrikalarının ilki ve hakkındaen fazla bilgiye sahip olduğumuz kağıt fabrikası, yüzyılın hemenbaşında kurulan ve yaklaşık otuz yıl etkin faaliyet gösteren BeykozKağıt Fabrikası’dır. Bu fabrikanın öyküsünü arşiv belgelerine dayanarakayrıntılı bir şekilde inceleyen Osman Ersoy’a göre, Beykoz KağıtFabrikası 14 Mart 1804’te kurulmuş ve Nisan 1832 tarihine kadar etkinbir şekilde çalışmıştır.
Ersoy’un saptamalarına göre, kağıt fabrikasının kurulması ve yerininseçilmesi işi ciddiyetle ele alınmış, 14 Mart 1804’te Beykoz Hünkarİskelesindeki değirmen ocağı, fabrikanın kuruluş yeri olarak saptanmış,fabrikanın su ihtiyacını karşılamak üzere akbaba köyünde Hanife hanımaait değirmen ve suyu satın alınmış ve baruthane ustabaşısı Arakil suyollarının yapımı için görevlendirilmiştir. Nitekim İnciciyan “içindebulunduğumuz 1804 senesinde maharetli ermeni ustaları tarafından çuhave kağıt imalathaneleri kurulmuş bulunuyor. “ derken büyük ihtimalleBeykoz fabrikasından söz ediliyordu.

1804 yılının sonlarıyla 1805 yılının başlarında fabrika inşaatınınbüyük kısmının bittiği dört silindirde kağıt imal edilmeye başlandığıve esnafa ve basmahaneye kağıt verildiğini biliyoruz. Fabrikanınkuruluş yerinin Beykoz ve Yalıköy’e yani alış veriş merkezlerine uzakçaolması nedeniyle işçilerin yiyeceklerini sağlamada güçlük çekmemeleriiçin fabrika yakınında bir fırınla bakkal dükkanının kurulması içinferman çıkarıldığını biliyoruz.
1805 yılının Ekim ayının sonlarına doğru fabrikanın yapımı hemen hementamamlanmıştı. Padişah III selim 28 ekim 1805 günü fabrikayı ziyaretetmiş her bölümde ayrı ayrı bilgi almış, fabrikanın kuruluşunda çalışanKarabet Kalfa Asker oğlu Artin kethüda Mustafa ve başamele Mehmet’ihassa-yı hasekileri zümresine ithal ederek ödüllendirmişti.

İzmir Kağıt Fabrikası
XIX yüzyılda Türkiye’de ikinci kağıt fabrikasının İzmir’de kurulduğunuve 1846 yılı sonlarına doğru kağıt üretimine başladığını görüyoruz.Konuyu incelemiş olan Osman Ersoy fabrikanın temel harfiatının 1844yazında yapılmış olduğunu tahmin etmekte fabrika ile ilgili belgelerinzaman aralıkları taşıdığı için faaliyetinin yıl yıl incelenemediğikaydetmektedir. Bu fabrikaya ait bilgilerimize göre amaç ucuz kağıtüretilmesiydi ve fabrika 15 yıl için gümrük resminden muaf tutulmuştu.Ancak bu önlemin bile çalışmadığı İstanbul ve başka vilayetleregönderilen kağıtlardan İzmir gümrükçüsünün resim almayı sürdürdüğüanlaşılıyor.
Fabrika Bryan –Donkin tipi modern bir kağıt makinesine sahipti veburada yapılan kağıtların kalitesi iyiydi. Bu fabrikada üretilenkağıtların hiç değilse bir kısmı “eser-i cedid” kağıdı olarakbilinmektedir. Fabrikanın bir süre devletin kağıt ihtiyacının birkısmını karşıladığını ancak devletin bile satın aldığı kağıdın parasınıfabrikaya iki yıl geç ödediği düşünülürse başarısızlığın nedenianlaşılır. Tarihçi Abdurahman şeref bu durumu şöyle dile getirmektedir.“Avrupa mamülatı kırtasiyenin rekabetiyle beraber sermayesinin veresiyekalması sebebi tatil olmuştur zannederim.” Ersoy fabrikanın mülkiyetbiçimi hakkında bir şey söylemiyor. Kağıtçı ise fabrikanın Düzoğlu CüceKarabet ile Hoca Mihran tarafından kurulduğunu ve “özel teşebbüse” aitolduğunu belirtiyor.
Fabrikanın kapanış tarihi konusun da da kesin olarak bir şey söylemekmümkün değildir. Ersoy “1847-1851 arasındaki imalat hakkındabilgilerimiz eksiktir” ve “1851’in son ayları ile 1852’nin ilk ikiayında İzmir fabrikasından 72.615 kuruşluk kağıt satın alındı...”dediğine göre fabrikanın 1852 yılının hiç değilse ilk aylarındafaaliyette oluğunu düşünmek olasıdır. Kağıtçının “.... Ne yazık ki,Halkapınar Kağıt Fabrikası, 1843’te İzmit’te kurulması mukarrer kağıtfabrikası kuruluşunu daha teşebbüs devresinde akim bıraktırmayıbaşarmış olanların sabotajlarına ancak 6 ay dayanabilmiş idi” şeklindegörüşüne ise katılmak mümkün görünmemektedir.
Bu fabrikanın akıbeti hakkında Ömer Celal Sarç da şu değerlendirmeyi yapmaktadır:
“Kucak dolusu paraya mal olan bu fabrikaların mühim bir kısmı, meselaİzmir kağıt, hazinenin vaziyeti artık mütemadi açıklarını karşılamayaimkan vermediği için, bir müddet sonra kapanmıştır. Bu suretlebilgisizlik, idaresizlik ve suiistimaller yüzünden ve kısmen dekapitülasyonların milli fabrikaların himayesine imkan vermemesidolayısıyla büyük ümitlerle başlamış olan bu sanayileşme hareketi iflasetmiştir.”

Yapılışı:

Eski gazeteleri kovaya koyun, su ekleyerek bir gece bekletin. Ertesigün suyu süzün ve ıslak gazeteleri tahta kaşıkla ezerek hamur halinegetirin (bu işlemi mutfak robotunda da yapabilirsiniz, ama kullanmakiçin izin isteyin ve işiniz bittiği zaman temizleyin.

Kâğıdınızın renkli olmasını istiyorsanız boya katabilirsiniz.

Kâğıt hamurunu leğene koyun ve eşit ölçüde su ekleyip karıştırın. Telikarışımın içine sokup üzerinde kalan hamurla birlikte karıştırın.Temiz, düz bir yere bir bez serin ve teli kâğıt hamurunun bulunduğuyüzey alta gelecek biçimde çabucak bunun üzerine koyun. İyice bastırınve hamur beze yapışınca kaldırın. Hamurun üzerine ikinci bir bez örtüptekrar bastırın. Leğendeki hamur bitene kadar bir kat hamur, bir katbez koyarak bu işlemi tekrarlayın. En üste naylon poşeti koyun veağırlık yapması için kitapları üst üste dizin.

Birkaç saat sonra kâğıtları dikkatle bezlerden ayırın ve iyicekurumaları için eski gazete ya da kâğıt havluların üzerine serin. Yenikâğıtlarınız artık kullanmaya hazırdır.
Farkı sen yarat!
0

İlk sayfa
  • Yeni konu açamazsın
  • Buraya cevap yazamazsın




  • (140 sayfa) +
  • 1
  • 2
  • 3
  • Son »
Geri Bildirimler (Trackbacks)
Geri Bildirim URL Tarih Toplam Hit
kağıt nasıl yapılır - Google'da Ara 12 Nov 2009, 20:03 45
kağıt nasıl yapılır - Google'da Ara 18 Dec 2009, 15:42 12
kağıt nasıl yapılır - Google'da Ara 06 Jan 2010, 13:25 11
ağaçtan kağıt nasıl yapılır - Google'da Ara 29 Dec 2009, 18:31 10
kağıt nasıl yapılır - Google'da Ara 21 Dec 2009, 18:10 9
kağıt nasıl yapılır - Google'da Ara 21 Dec 2009, 18:49 9
kağıt nasıl yapılır - Google'da Ara 14 Dec 2009, 13:41 7
ağactan kağıt yapımını araştır - Google'da Ara 24 Feb 2010, 19:08 7
kağıt hamuru nasıl yapılır - Google'da Ara 06 Oct 2009, 14:42 6
kağıt nasıl yapılır - Google'da Ara 06 Jan 2010, 14:06 6
  • (140 sayfa) +
  • 1
  • 2
  • 3
  • Son »

1 kişi pişti oldu
0 üye, 1 misafir, 0 saklambaç üye