Mahkeme 14 yaşındaki kızına tecavüz eden babaya 25 yıl hapis cezası verdi. Yargıtay, 'Kızın rızası var' gerekçesiyle kararı bozdu. Yargıtay Ceza Genel Kurulu yerel mahkemenin kararını bir oy farkla onayladı
Öz babası tarafından defalarca ırzına geçilen 14 yaşındaki D.D.'nin davası, yargıda dramatik bir tartışmaya kaynaklık etti. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 13 üyenin oyuyla, aile içi tecavüz sanığı babaya 'Tecavüz zorla işlenmiştir. Korku ve utanç, rıza gösterme olarak nitelenemez' gerekçesiyle 25 yıllık cezada direnen yerel mahkeme kararını onayladı. Kurulun 12 üyesi ise, 'Mağdure ırzına geçilmesine direnmemiş, yanında yatanlardan yardım istememiş, demek ki rızası varmış' görüşüyle, babanın cezasında önemli oranda indirim yapılmasını istedi ve karara muhalefet etti.
Tamamlanması beş yıl alan aile içi tecavüz davası, mağdure D.D.'nin şikâyeti üzerine açıldı. Dava, her aşamasında, adalet dağıtan yargıçların halen toplumda bir tabu olan aile içi tecavüze nasıl farklı yaklaştığını ortaya koydu.
Yerel mahkeme, olayın görgü tanığı aile bireylerini dinledi, sanık babanın ifadesinde suçu kabul etmesini ve davacı kızın şikâyetinde ısrarını değerlendirdi ve şu kararı verdi:
"Sanık S.D.'nin 1994'te yaylada kaldıkları sırada, 1980 doğumlu kızı mağdureyi döveceği ve öldüreceği tehdidiyle zorla ırzına geçip kızlığını bozduğu sübuta erdiğinden TCK 414/2, 80, 418/2, 417. maddeleriyle 25 yıl ağır hapsine..."
Temyiz üzerine davayı görüşen Yargıtay, tecavüz edilen mağdureyi dolaylı olarak töhmet altında bırakan şu gerekçeyle mahkeme kararını bozdu:
"Suç tarihinde 14 yaşlarında olan mağdure D.D.'nin bir keresinde ev
içinde aynı odada kardeşleriyle birlikte yattığı sırada olmak üzere sanık babası tarafından defalarca ırzına geçilmesini uzun süre gizleyip, imkânı varken direnip itiraz etmediği, yanında yatan kardeşlerinden yardım istemediği, olayı görüp kendisine soran ablasına zordan bahsetmediği, alınan tütün parasından kaynaklanan aile içi çekişmenin, sanık marifetiyle köy muhtarına şikâyetinden üç yıl gibi uzun süre geçtikten sonra anlatılması üzerine durumun resmiyete intikal ettiği, böylece gelişen maddi olaydaki sanığın eyleminin seyri ortaya çıkıp şekli itibariyle kanunun anladığı manada zoru içermediği gözetilmeden TCK 414/1 maddesi yerine (diğerine göre yarı oranında az ceza öngörüyor) 414/2. maddesiyle uygulama yapılması isabetsizdir."
'Utanç ve korku, rıza değil'
Yerel mahkeme, Yargıtay'ın bozma kararına şu gerekçeyle direndi:
"Mağdure tüm aşamalarda sanığın kendisini dövmekle tehdit ettiğini, yere yatırıp ırzına geçtiğini, yine tarlada da ırzına geçtiğini, ertesi gün korkutmak için evin damından ateş ettiğini söylemiştir. Sanık da kabul etmiştir. Mağdurenin anne ve ninesi, olayı bildiklerini, korktukları için şikâyet edemediklerini belirtmiştir. Mağdurenin zorla ilişki beyanları samimi kabul edilmelidir. Sanık maddi şiddetin yanında baba olmanın verdiği manevi baskıdan da yararlanmıştır."
Bir oy farkla cezaya onay
Direnme üzerine dava Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda tartışıldı. Kurulun bir süre önceki toplantısına katılan 25 üyeden 13'ü, sanık babaya 'zorla 15 yaşından küçük kızının ırzına geçmekten' cezada direnen mahkeme kararını onayladı. Bu kararla, sanık babanın 24 yıllık cezası kesinleşti. Kararları bağlayıcı nitelikte kurulun 12 üyesi ise, tecavüzcü babaya 'direnme olmadığına göre demek ki mağdurenin rızası varmış' gerekçesiyle indirimli ceza verilmesi yönündeki ceza dairesi kararı doğrultusunda muhalefette kaldı.
Merak ediyorum da bu o.ç. nun cezasını indirmek isteyen bu 12 kurul üyesi nasıl bir zihniyete sahip...???